bodrum escort beylikdüzü escort

17 AĞUSTOS ASRIN DEPREMİ VE YARINLAR

Kemal KOÇÖZ (Eğitimci) ADD (Atatürkçü Düşünce Derneği) Karasu Şubesi Kurucu eski Başkanı, Asrın Faciası(!) kabul edilen 17 Ağustos (1999) Büyük Marmara Depremi’nin yıldönümü vesilesiyle deprem mağduru Sakaryalımıza, bölge halkımıza,Türkiye’mize, Türk ulusumuza tekrar tekrar başsağlığı diliyor; o felaket günleri bir daha yaşanmasın isteğiyle yurdumuza ve ulusumuza esenlikler ve aydınlık güzel yarınlar diliyorum..
Bu haber 2017-08-17 14:30:21 eklenmiş ve 1037 kez görüntülenmiştir.

   Kemal KOÇÖZ (Eğitimci)  ADD (Atatürkçü Düşünce Derneği) Karasu Şubesi Kurucu eski Başkanı,  Asrın Faciası(!) kabul edilen 17 Ağustos (1999) Büyük Marmara Depremi’nin yıldönümü vesilesiyle deprem mağduru Sakaryalımıza, bölge halkımıza,Türkiye’mize, Türk ulusumuza tekrar tekrar  başsağlığı diliyor; o felaket günleri bir daha yaşanmasın isteğiyle yurdumuza ve ulusumuza esenlikler ve aydınlık güzel yarınlar diliyorum..

 

 

    17 Ağustos Marmara Depremi’nde, o Asrın Felaketinde Çoluk çocuk, öğrenci, öğretmen, işçi, memur, emekli, genç yaşlı her kesimden vefat eden deprem şehitlerimize yüce Allah’tan rahmet diliyor; deprem mağduru Sakarya’mızın, Sakaryalımızın çileli hayatının bir an önce bitip o özlenilen güzel, mutlu günlere, aydınlık yarınlara tez ulaşılmayı umuyor; çağdaş laik eğitimde, millî üretimde, sosyal ve siyasal refahta iyileşmeler bekliyorum..  Bir daha böyle büyük yıkıntıların oluşmamasını, böyle acıların bir daha yaşanmamasını temenni ediyorum.. 

 

 

17 Ağustos Depremi (İlk 5 Dakikası) Canlı Yaşananlar | izlesene.com

 

Deprem, yaşantımızın bir parçasıdır!” sözünü hiçbir zaman benimsemeyiz; felaketi, acıyı anımsatan, kalbimizi burkan böyle bir kabus sözü kabul etmek gönlümüzden geçmez.! Oysa Uzay’da, kendi ekseni ve Güneş etrafında hareket halindeki Dünya’mızda sallantılar, yani, deprem hareketleri sürekli mevcutsa da bu hareket, bu dönüşüm esnadaki meydana gelen sarsıntılarla oluşan birçok depremin oranları hafif olduğundan çoğu kez biz insanlar tarafından bu oluşumlar duyulmamaktadır ve bu meyanda da sarsıntı azdır ve yıkıcı olmamaktadır.. Bu nedenledir ki, tespit edemediğimiz ya da bizi ürkütecek boyuta varmayan bu sarsıntılar, yaşantımızın olağanlığı içinde yer almaktadır.! Bu nedenledir ki, istesek de istemesek de depremle yaşamağa alışmalıyız!

 

   (Gerçi, “Depremle yaşamağa alışmalıyız!” denmesi kolaysa da, zelzelenin yani o depremin acısını yaşayan, canından can kaybeden kişi, “Depremle yaşamaya alışmalıyız!” sözüne tepki gösterebilir, böyle bir soğuk sözden elbet de irkilebilir..)

   (İlk Çağlardan beridir Allah’ın kullarına ibret azabı(!) diye tanımlamalar oluşmuşsa da, deprem, bir yer sarsıntısıdır..  Sözlükteki Deprem tanımlaması; Yerin dış kabuğundaki gevrek kütle yığınlarının yerinden oynaması üzerine yeryüzünün derinden gelen sarsıntılarla sarsılması, yer sarsıntısı, zelzele..)

 

   Günümüzde de deprem sarsıntıları, artçılar belli belirsiz devam ede dursa da o Asrın Faciası diye tabir edilen 17 Ağustos 1999 nasıl unutulur!?  17 Ağustos 1999’un o Salı günü sabaha yönelen o gecenin kör uykusunda, o zifiri karanlıkta, saat 03.02’de başlayıp 45 saniye sürdüğü söylenen ve 7,4 şiddetinden(!) daha da fazla olduğu ve bitmez sanılan o sarsıntıyı, yürekleri parçalayıcı derinlerden gelen o uğultuyu, yürekleri dağlayan o çığlıkları, etrafı görülmez ve tanınamaz hale getiren o tozlu dumanlı zifiri karanlıktaki bir anlık çakan ışığın da oluşturduğu o tarifi güç durumu yaşayanlar, o felakette canından can kaybedenler o hazin tabloyu nasıl unutabilirler!?  Marmara Bölgesi haricinde de hissedilen, Tekirdağ-Bolu- Ankara- Eskişehir- İzmir  çemberi hattı içinde de duyulan 17 Ağustos Asrın Depremi, bu Büyük Marmara Depremi, bu “Asrın Felaketi!” nasıl unutulur; nasıl unutturulur!?

 

   Enkaz altındakiler için söylenen “Sesimi duyan var mı?” bağrışlarına, öttürülen düdüklere enkaz altından gelen o seslerin oluşturduğu o sevinç gözyaşı çığlıkları; “Sesimi duyan var mı?”, “Orada kimse var mı?” seslenişlerine, çalınan düdüklere  cevap alamayışların ardından oluşan hüznün gözyaşlarıyla birlikte oluşan o çığlıklar ve o acının gözyaşları da nasıl unutulur!? Ki, 17 Ağustos Asrın felaketini, 17 Ağustos Depremi’nde yiten  genç yaşlı, çoluk çocuk o nice canları unutma, unutturma! diyor gönüller ey canlar.!

 

   Yurt içinden, yurt dışındaki soydaşlarımızdan, birçok ülkelerden küçük büyük yardımların gelmesine rağmen (ve hatta kimi yardımların yerine yeterince ulaşamadığı söylentilerinin de bulunması) yardımların gerçek hak sahiplerine düzenli yapılamaması da üzücüydü.!

 

   17 Ağustos Büyük Marmara Depremi’nde 17 binden fazla insanımız (çoğunluğu enkaz altında) şehit olmuştu.! 50 bine yakın yaralanma olmuş; 100 bini aşkın yapının çok büyük sayıdaki bir kısmı yıkılmış, bir kısmı da ağır hasar görmüştü.! 

 

   Afet Bölge Koordinatörlüğü’nün, Asrın Felaketi 17 Ağustos 1999  depremiyle ilgili verilerine göre; Toplam Deprem şehidi: 17.480’dir.. Yaralı sayısı 48.901’dir.  Resmi kayıtlara geçen sakat sayısı ise 505’tir..  Yıkılan ve ağır hasarlı bina 96.796, hasarlı iş yeri ise 15.939’dur.. Halk ise, Marmara Depremi ile ilgili sayıların bu verilerden daha fazla olduğu inancındadır.!

 

   Asrın felaketi 17 Ağustos Depremi’yle ilgili yüksek orandaki bu  sayılar da gösteriyordu ki, bu Asrın Depremi’nde oluşan yıkıntılar çok büyük, ölümler ise çok fazladır.! Durum buyken o zamanın Koalisyon Hükümeti (ANAP+DSP+MHP), asrın felaketi yaşanan bu felaket bölgesine tam 3 gün sonra gelmesi hayli düşündürücü ve üzücüydü.! (“Yardımlar aksamasın diye mi gecikmişlerdi acaba?” diye düşünenler de bulunabilir.!)(Gerçi bu koalisyonun baş aktörü, güney depreminin ön artçılarına karşı “Barış” ilkesiyle bilinçle karşı çıktıysa da dış bağlantılarla da gelişip oluşan şer emperyalizmin güdülediği o depreme hepsi birden maruz kaldıydılar.!) 

 

   17 Ağustos Asrın Depremi’nde oluşan kurtarmaya yönelik gecikmeler, arama kurtarma esnasındaki oluşan aksaklıklar gösteriyordu ki, ülkemizde deprem bilinci yeterli düzeyde değildi; deprem ile ilgili hazırlıklar ise yetersizdi..  Asrın faciası sayılan Büyük Marmara Depremi’nden sonra ise, “Deprem!” konusu, yazılı ve görsel medyada sıkça dillendirildi, okullarda anlatıldı..  Kurum ve Kuruluşlarda Deprem ile ilgili tatbikatlar ve uygulamalı anlatımlar yapılmaya başlandı.. (Ne garip bir tecellidir ki, Asrın Felaketi’nin ardından “Deprem uzmanı!” sayıları ve yorumları, şu zamanda bu zamanda deprem olasılığına dair deprem öğütleri çoğalmaya başlamıştı.!)

 

   Bütün bu anlatımlar da gösteriyor ki, “Deprem”, doğal, olağan bir olaydır.. Yer kabuğundaki bu sarsıntıların çoğu hafiftir ve bu nedenle yıkıcı değildir.. Şu da iyi bilinmelidir ki, yıkıma ve yıkımların oluşturduğu ölüme etken olan en büyük neden deprem değil, yapıların, binaların sağlamlık durumudur.. Bu nedenledir ki, “depreme değil, deprem yıkıntısına önlem bulmak gerekir..”

 

    (Az katlı yapıların da yıkılmasına rağmen yine o yıkıntılar arasından garip bir duyguyla bakılan onca çok katlı yapıların hâlâ sapasağlam ayakta durduğu Sakarya ve yöresinde  “3 Kat !” sınırlaması neyin nesidir!?   Oysa, “3 Kat !” sınırlaması değil,“Depreme dayanıklı yapılar!”, “Deprem” ile oluşan yıkımları ve ölümleri azaltan temel önlemdir.. Bu nedenledir ki, “Deprem değil, bina öldürür!”, “Deprem değil, çürük yapılar öldürür!” sözleri iyi anlaşılıp, “3 kat!” saplantısına kapılmamalı, tüm yapılar depreme dayanıklı biçimde yapılmalı; 5/6 kat ve hatta zeminin sağlamlığına göre çok katlı da yapılabilmelidir..)

 

   Hepimizin, tüm insanlığın tek temennisi, 17 Ağustos felaketi gibi böyle büyük sarsıntılar, böyle yıkıntılar bir daha yaşanmasın! Nice canlar böyle büyük bir acıya bir daha uğramasın.!  17 Ağustos Asrın Felaketi unutulmasın, unutturulmasın.!

 

   Asrın bu büyük depreminin sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik yönden derin izleri henüz mevcutken böyle bir büyük felaketi unutmak, unutturmak mümkün değildir.! Bu nedenle şunu da çok iyi bilmeliyiz ki, büyük acılara yol açan bu doğa depremine karşı gerekli önlemleri alabilmek ne kadar büyük bir hayati önem arz ediyorsa, dünün işgalcisi o emperyalist haçlı batının ve yerli işbirlikçilerinin sinsi şirin söylemleriyle şahsi ihtirasları için adeta çöldeki seraba koşanlar misali hayal dünyalarına kapılan kimi sözde aydın kişilerimizin de çok sevip özlemini duyduğu o AB madalyonunun gerçek yüzü sayılan o haçlı zihniyetinin yayılmacılığı peşindeki sinsi Batı’nın sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik alanlardaki o şer emperyalizm depremine karşı da koruyucu, önleyici tedbirler almak gerekmektedir. Koyun postuna bürünen çakal misali dost görünümlü o haçlı Batı’nın, şehit ve gaziler emaneti bu kutsal vatanımıza yönelik öteden beri sinsice uygulamaya- uygulatmaya(!) çalıştığı ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel depremlerine de karşı koruyucu önlemler almak ve iyileştirici çözümler bulmak da o kadar hayati bir önem arz etmektedir.!

 

   Unutkan, duyarsız, kendi sorunlarına yönlendirilip çaresizleştirilmiş bir toplum haline getirilmek istenildiğimiz bir ortamdan kurtulmak için saman alevi tabiri duyarsızlığından tez arınmalıyız.. Ülke sorunlarını da ihmal etmemeliyiz! “Bize ne!” dememeliyiz.. Ki, Şehit ve Gazilerimizin kutsal emaneti bu güzel ülkemize yönelik iyilikler iyilik, kötülükler de kötülük olarak bizlere de yansıyacağı unutulmamalıdır.. Yabancıya özelleştirmelerin, yabancıya toprak satmanın bir hayra alamet olmayacağını çok iyi bilmeli ve bu gafletin önlenilmesine de gayret etmeliyiz..  İşgal yıllarının o sarsıntıları da, o emperyalizm depreminin yıkıntıları da nasıl unutulur!? Büyük Atatürk’ün önderliğiyle bu güzel Cumhuriyetin temelleri sağlam atılmışsa da bu Cumhuriyet temelinin koruyucusu gençlik de çok iyi yetiştirilmelidir.! İstiklâl Marşı’mızın şairi Mehmet Akif’in bu şiirinde dediği gibi bu güzel yurdumuza alçakları bir daha uğratmamalıyız! Kimilerinin “Cumhuriyete kindar nesil!” anlayışı tavrı, hilafet ve saltanat özlemi, aydınlıklardan karanlıklara yöneliş yaklaşımları hayra alamet değildir, gaflet ve dalalettir ve hatta bu tür yanlışlıklar dünün işgalcisi ve o şer sevr paylaşımcısı o haçlı emperyalizme hizmettir.! Bunun için İstiklâl Marşı’mızı da iyi anlamalıyız ve o millî öğütleri iyi anlayıp dosdoğru uygulamalıyız.. Büyük Atatürk’ün “Gençliğe Hitabe”sinin ulusal öğütlerini de unutmamalıyız! Ve hata, büyük Önderimiz Gazi Mustafa kemal Atatürk’ün, o haçlı emperyalizmin ve işbirlikçilerinin sinsi şer depremine karşı öğütlediği tedbire dair bu veciz sözüne de iyi kulak vermeliyiz;

  “Muhterem milletime şunu tavsiye ederim ki, sinesinde yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki cevher-i asli’yi çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an feragat etmesin.”  Çünkü, bu söz, Atatürk’e göre, tarih sahnesinden gaflet ve ihanetler ile yıkılan nice Türk devletlerinin yıkılış nedenlerindendi.. Bunlar neden unutulur ya da unutturulur!?

 

   Duyarsızlaşmamalıyız.! Özellikle depremin her geçen yıldönümünde halkımızın ilk ve ikinci yılki etkinliklerinde görülen o büyük duyarlılık sonraki etkinliklerde azalmış gibiydi.! Meydanlar sanki o kalabalıkları özler haldeydi.. Bu tabloya da dayanarak diyoruz ki, 17 Ağustos Asrın Depremi’nin acısı ve yıkıntısı unutulmamalı, unutturulmamalıdır.!

   Ve iyi bilinmelidir ki, Tarihin çöplüğündeki nice Türk devletleri, Türk imparatorlukları kendiliğinden yılmadı!! Doğa depremine tedbir gerektiği gibi, Türklüğün ezeli ve ebedi düşmanı o haçlı emperyalizmin deprem ve artçılarına karşı da daima tedbir gereklidir.! Ulusal dirliğimizin ve millî birliğimizin sarsılması amacıyla dost görünümlü batılılarca sinsice tezgahlanan o şer emperyalizm depremleri de asla unutulmamalıdır, unutturulmamalıdır.! Vaktiyle Cihan imparatorluğu Osmanlı’nın yıkılmasına uğraş veren, Lozan’da Türkiye’mizin ulusal bağımsızlığını tanımayan o Amerika’nın Irak’ı tarumar eden askerlerince ve yandaşı yöreli hainlerce  Musul’un Süleymaniye kentinde görevli 11 subayımıza karşı  4 Temmuz 2003’te kalleşçe  yapılan  o çuval çirkinliği de, Atatürk’ün subayına ve Atatürkçü Aydınımıza da yapılan o kumpaslar da unutulmamalı, unutturulmamalıdır.! İyi bilinmelidir ki,  “İstiklâl  Marşı”mız gibi “Andımız” da, “İzmir Marşı’mız” da, “Millî Bayram Coşkumuz” da, Laik Çağdaş Ulusal Temel Eğitim’imiz de dünün o karanlığına ve o haçlı emperyalizmin şirin söylemli o şer emperyalizm depremine karşı da bir koruyucu unsurlar değil miydi!?

 

   Yarınlar bu günden güvence altına alınmalı, Türk’ün anayurdu kabul edilen bu güzel Anadolu toprağımızda gözü bulunan dünün işgal ve paylaşım peşindeki o sinsi Batı’nın şirin görünümlü şer sözlerine adlanılmamalı!. Dünün işgalcisi o haçlı batının emperyalizm sarsıntılarına karşı Cumhuriyet’imizin sağlam temelleri için bilinçli “Türk Gençliği”nin yetişmesinin istediğindendir ki;

  “Bütün Ümidim Gençliktir.”,

  “Geleceğin güvencesi, sağlam temellere dayalı eğitimdir.”  öğüdünde bulunan Büyük Atatürk’ün öğütlediği aydınlık güzel yarınlarımıza yönelik çağdaş medeniyete ulaşabilmek için Atatürk Yolu’nda daima ilmin ışığıyla birlikte dürüst ve azimle çok çalışılmalıdır.. Çok iyi bilinmelidir ki, Laik çağdaş eğitim, uygarlığın ve ulusal tam bağımsızlığın, kalkınmanın, huzur ve refahın teminatıdır.

 

   Haçlı emperyalizmin dünkü o İşgalinden Kurtuluş’umuzun ve o yıkıntılardan Yeniden Kuruluş’umuzun öncüsü Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ümüzü çok iyi anlamalı ve Atatürkçülük dosdoğru uygulanmalıdır.. Türklüğün ve Türkiye’nin ezeli ve ebedi düşmanı o haçlı emperyalizmin sosyal, siyasal, ekonomik ve askeri alanlardaki o şer depremlerinin artçıları sayılan Truva atlarınca Atatürk Cumhuriyeti’mize yönelik tertiplene gelen o sinsi şer artçı kumpas deprem entrikaları da iyi anlaşılıp tez bozulmalıdır.!  Özlerinde, mazilerinde Türklük, Atatürk ve Atatürkçülük bilinci ve sevgisi bulunmayan kimilerinin, 29 Ekim 1923’ün felsefesini temel almayan “2023 -2223” gibi yüzyıl kutlamalarına dair hamasi sözlerine, marjinal söylemlerine adlanılmamalıdır.!  Türkiye, Türkiye’dir; ayakkabı, elbise, peynir misali eskisi yenisi olmaz.! Anafartalar Kahramanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ümüzün önderliğiyle kurulan genç Türkiye zaten yenidir; bir başka sıfatlar  ise soyut söylemdir; benzeri söylemler ya iyi niyete veya ranta dair gösteriş içindir veya gaflet ya da art niyettendir.! Ki, Atatürk Türkiyesi’ne karşıtlık; Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da hezimete uğrayan o haçlı emperyalizme ve o haçlı emperyalizmin o şer Sevr hülyasına hizmet değil de nedir!?

 

   Cihan İmparatorluğu Osmanlı’nın, hızla çöküşe geçip yıkım ivmesini başlatan o Balkan Harbi’nin (Ekim 1912) ardından 7’si dahili, 3’ü harici cepheler olmak üzere toplam 10 farklı cephede savaşılan ve en çetini de Çanakkale’de olan savaşın müsebbibi o Birinci Dünya Savaşı (1914-1918) entrikalarına maruz kalıp yıkılıma yol açan o haçlı batının şer emperyalizm (mütareke) depremi de, artçı görünümlü o şer Sevr depremi de asla unutulmamalıdır, unutturulmamalıdır.! Doğa depremine karşı da, emperyalizm depremine karşı da daima duyarlı olunmalıdır; artçılara, sosyal-siyasal ve ekonomik çalkantılara bile doğru tedbirler alınmalıdır.. Çünkü  doğa depremiyle pazarlık yapılamayacağı gibi dünün işgalcisi o emperyalizmin sosyal, siyasal ve finansal depremcileriyle de kalıcı pazarlık yapılamaz!! Çünkü o haçlı emperyalistler öteden beridir bu güzel yurdumuza ve aziz ulusumuza yönelik yine şer entrikalar, sinsi kumpaslar, ermeni soy kırımı yalanı gibi iftiralar, şirin söylemli yeni yeni şer senaryolar peşindedirler.! Bu nedenlerledir ki,  o haçlı emperyalizmin öğüdüyle, o haçlı emperyalizmin reçetesiyle Türklük ve Türkiye korunamaz.! Dünün paylaşımcısı o haçlı emperyalizmin şirin söylemli o sinsi şer öğüdüyle Türkiye  tam kalkınamaz.!

 

    İngiliz casusu Lawrence’nin ve uzantılarının dinimize ve millîliğimize yönelik  takkiyelerini doğru sanarak, mandacıların  yalan içerikli şirin sözlerine aldanarak, dünün heyet-i  nasiha aldatmacalarına kanılarak, fetva ve fermanlara aldanarak geliştirilecek Kuvayı Millîye karşıtlığıyla millî bağımsızlığımızın ebediliği sağlanamaz, şehit ve gazilerimizin kutsal emaneti bu güzel Vatanımız korunamaz!! Denizin köpüğüne, emperyalizm bataklığına sağlam temel atılamaz!!

 

   17 Ağustos Asrın Felaketi’nden ve tarihi o yıkımlardan doğru dersler almalıyız.. Her türlü depremlere karşı Millî ve Jeoloji mühendisliği tekniğini geliştirmeliyiz.. Doğa depremine karşı yapı tekniğini doğru uygulamalıyız; Türklüğün ve Türkiye’nin ezeli ve ebedi düşmanı o haçlı emperyalizmin ve işbirlikçilerinin şer depremine karşı da ulusal değerlerimize onurluca ve dürüstçe sahip çıkmalıyız; Önder Atatürk’ün öğütlerini doğru anlamalıyız, millî  birlik ve beraberliğimizi doğru sağlamalıyız, ulusal dayanışmamızı kuvvetlendirmeliyiz..

 

    17 Ağustos Asrın Depremi unutulmamalı, unutturulmamalıdır.. 17 Ağustos Marmara Depremi’nin, bu, asrın büyük deprem felaketinin tüm şehitlerini rahmetle anıyorum. Canlarından can yitirenlere, o felaketi yaşayıp etkisini hâlâ üzerinden atamayanlara sabır ve metanet diliyorum.. Böyle büyük bir felaketin, böyle feci bir depremin bir daha oluşmamasını, bu büyük acıların bir daha yaşanmamasını istiyorum..  Yurdumuza, ulusumuza ve dünya insanlığına acılardan, yıkıntılardan, felaketlerden uzak aydınlık güzel yarınlar temenni ediyorum..

                                                                                                                                                           

                                                * * *

                          

   17 Ağustos 1999 Depremi ile ilgili Afet Bölge Koordinatörlüğü verilerine göre, “17 Ağustos 1999 Asrın Depremi”nin yıkım yaptığı iller ve merhum sayıları şöyledir:

   İzmit: 9.477 (Gölcük: 5384, Kocaeli: 4093),

   Sakarya: 3.891,

   Yalova: 2.504,

   İstanbul: 981,

   Bolu:(Düzce) 270,

   Bursa: 268,

   Eskişehir: 26,

   Zonguldak: 3.

   Toplam deprem şehidi: 17.480’dir. Yaralı sayısı 48.901’dir.  Resmi kayıtlara geçen sakat sayısı ise 505’tir.  Yıkılan ve ağır hasarlı bina 96.796, hasarlı iş yeri ise 15.939’dur.)

 

ADAPAZARI  DEPREMLERİ;

   ……

  1509- İzmit ve Adapazarı yöresini de etkileyen bu İstanbul Depremi İstanbul’da kırk  

        beş gün sürmüş!     

        “Kıyamet-i Sugrâ” yani “Küçük Kıyamet” adını alan bu Deprem ve artçıları, Halkı da  Saltanatı da bir hayli etkilemiş.! (14 Eylül 1509),

   1719 –Adapazarı, İzmit’e bağlı bir yerleşkeyken İzmit’i ve Adapazarı’nı da çok etkileyen  İstanbul Depremi,

   1894 – Adapazarı ve Sapanca’nın etkilendiği İstanbul depremi (Eminönü ve Fatih’i   

          viraneye çeviren, İstanbul’la birlikte Yalova’yı ve o vakitlerde Kocaeli’nin bir ilçesi olan Adapazarı’nı da etkileyen deprem-10 Temmuz 1894, öğle arası)

               (O zamanın İstanbul konutları ahşap’tı ve 3 katı geçmezdi. Depremin etkisiyle  birçok işyeri  yanmıştı.. Sağlıklı bir yapıya ve sarsıntıya dayanıklı denilen bu ahşap yapıların yangın tehlikesi vardı..)

  1926 - Adapazarı - Hendek depremi (Aralık 1926 – Akşama doğru),

  1943 - Adapazarı - Hendek depremi (20 Haziran 1943, Akşama doğru - Sakarya     

           yöresinde -o zamanlarda yaşanan- yakın tarihte bilinen en büyük deprem.),

  1957 - Adapazarı Depremi ( Bolu- Abant depreminin etkisi) 26 Mayıs 1957, Akşama   

         doğru,

  1967 - Adapazarı – Mudurnu Depremi  (22 Temmuz 1967, Mudurnu merkezli, Gündüz –  şiddeti Eskişehir ve Ankara’da da duyulmuştur.),

  1999 - Adapazarı - Marmara Depremi - Asrın Felaketi (17 Ağustos 1999, Gece),

  1999  - Adapazarı yöresini etkileyen Düzce–Kaynaşlı depremi (12 Kasım 1999, Akşama  doğru)

  2000 - Adapazarı - Hendek depremi  (23 Ağustos 2000, Akşam);

  2012 - Adapazarı- Serdivan Kuruçeşme Depremi (7 Temmuz 2012, Gündüz),

  2014 –Adapazarı-Geyve Taşoluk Depremi (22 Ekim 2014, Akşam),

  2016 - Yalova Depremi (25 Haziran 2016, Sabah ve Gece),

  2016 - Yalova Çınarcık (09 Ekim 2016. Gece-Deprem ve 27 sarsıntı).

  2016 - Kefken (İzmit-Sakarya güzergahındaki Karadeniz’de) depremi(15 Ekim 2016,  Gündüz,4.8 şiddetinde),

  2017 –Adapazarı’nda hissedilen Silivri Depremi–Marmara Denizi’nin Silivri açıklarında-  (12 Nisan 1917, Akşam)

 

                                                          Kemal KOÇÖZ (Eğitimci)

                                                         ADD (Atatürkçü Düşünce Derneği)

                                                         Karasu Şubesi Kurucu eski Başkanı

 

 

  

ETİKETLER : 17ağustos debrem kemal koçöz
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer GÜNCEL haberleri
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Puan Durumu
Ada Bulvar - Sakarya 24 Saat Haber
© Copyright 2018 Gazisoft Inc. Tüm hakları saklıdır. . Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
SAKARYA GÜNDEM
Sapanca gölü
Sakarya Trafik Kazaları
Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
Sakarya haber
Adapazarı haber
SAKARYA SPOR
Sakaryaspor
Sakarya Futbol Haberleri
Sakarya Basketbol Haberleri
Sakarya Bisiklet
Sakarya voleybol
SAKARYA SİYASET
Recep Uncuoğlu
Zeki Toçoğlu
Oğuz Can Curoğlu
Muhammed Levent BÜLBÜL
Süleyman Dişli
Ayşegül İslam
SAKARYA EĞİTİM
Sakarya Üniversitesi
Sakarya İlköğretim
Sakarya Meslek Yüksek Okulu
Sakarya Ortaöğretim
Sakarya Öğrenci Yurtları
SAKARYA KÜLTÜR SANAT
Sakarya Sinema
Sakarya Tiyatro
Sakarya Resim
Sakarya Edebiyat
Sakarya Müzik
Sakarya Etkinlikler